insan mutluluğu sorgulamalı mıdır acaba ? mutlu olup olmadığını sorgulayan insan gerçekten mutlu olabilir mi ? ya da insan hangi durumda mutludur ? her şeyi eksiksiz, tam olduğunda mı ? eğer öyleyse, insan doyumsuz değil midir ? nefs, bir gün bi şekilde tatmin olur mu ? insanın her şeyi tam, her açıdan mükemmel bir hali var mıdır ?
mutluluk çok zor değil. mutlu olmak. -mersin'in ilçesinden bahsetmiyorum.- manevi anlamda mutluluk. aslında nasıl anladığımızla alakalı. mutluluk dendiğinde ne beklediğimizle alakalı. fakir bir ailenin kızı - evet feriha gibi, babası etilerde kapıcı - mutluluğu zengin bi eş bulup, lüks içinde yaşamak olarak tanımlıyorsa, ya da ona mutluluğu getirecek olan şeyin bu durum olduğuna inanıyorsa mutluluk oldukça zordur onun için. imkânsızdır, hayaldir.
mutlu olmayı bilmeli insan. eğer bilmiyorsa kimden öğrenmeli ? çoğumuzun "pollyanna" olarak nitelediklerinden belki de. pollyannalar her kötü olayın içinde bir iyilik görebilen, bardağın boş tarafına kör olanlar. olumsuz düşünemeyenler. kimisine göre realist olmayanlar, hayalperestler.
kimi zaman pollyanna olmak iyidir. hatta çoğu zaman iyidir. şu an bu yazıyı okuyorsanız, dün gece uyudunuz, sabah bir şekilde uyandınız, yorgun, belki de erken. uyandınız neticede. belki camı açıp derin bi nefes aldınız, "huuaaayhh" diye gerinip, gülümseyerek çevrenizdekilere "günaydın!" dediniz. şu ana kadar bile, birçoğunun yapamadıklarını yaptınız. birileri gece yattı, ama sabah uyanamadı, derin bi nefes alamadı, son nefesini verdi yalnızca. kimseye günaydın diyemedi, günün aydığını göremedi.
umut, en önemli kavram belki de. bakın size basit bir denklem
umutluluk - u = mutluluk.
çok da zor olmasa gerek, hepimizin bunu anlayabilecek matematik bilgisi olmalı :)
insan durduk yere hayatı zindan etmemeli kendine. yaşadığımız her kötü olay, bizdeki bir eksiği kapatıyor. böyle düşünün bi de. her acı, daha da olgunlaştırıyor bizi.
"Gülün dikene sabretmesi ona hoş koku verir." - Hz. Mevlânâ -
deli saraylı diye bi dizide şöyle bi cümle sarfediliyodu, " hala nefes alıyorsak umut var demektir ".
eğer aşırı realistler sizi pollyanna olarak nitelendiriyorsa, bırakın onlar gerçekleriyle üzülsünler. siz kendi hayal dünyanızda, mutlu olun, eğer amacınız mutlu olmaksa. mutluluğu uzakta aramayın. içinde içinde. hepsi içinde. kadeve, o da o da.
zor değil mutlu olmak.
gidin denizi izleyin bi gün. bi çiçeğin karşısına geçip mükemmeliyetine bakın.
çevrenizi gözlemleyin. kulaklıklarınızı takın kulağınıza, bir otobüs durağında saatlerce dikilin. geçenleri izleyin, yüzlerini anlamlandırmaya çalışın. eğer dertli olduğunu düşünüyorsanız, bunları yapın. eğer mutsuz olduğunuzu düşünüyorsanız.... emin olun sizden daha dertli, sizden daha mutsuz insanlar bulacaksınız.
çevrenizi gözlemlediğinizde, her şeyin size hizmet için yaratıldığını göreceksiniz. siz insansınız. hep öğrendiğiniz gibi, size her canlıdan farklı bi özellik verildi, "akıl, düşünme". bunu kullanmamanız için önünüze her türlü engeli koyan sisteme rağmen, biraz düşünmeye ne dersiniz ?
"Çünkü sen insansın
Ve bunu yakaladığın gün
Bembeyaz yaşayacaksın..." - Müjdat GEZEN
Hayatı bir denkleme sığdırabilseydik yazdıkların çok doğru olurdu; fakat ne yazık ki hayatta çok nadir bulunur senin o yazdığın "basit" denklemdeki gibi sağda bulunanlarla solda bulunanların eşitliği.
YanıtlaSilSenin yazış biçimine bir atıf olarak algılama fakat sonu "çiçeğin mükemmeliyeti" gibi şeylere bağlamak, "yazının sonunu getiremedik yeaa; Tanrı'ya, doğadaki uyuma, bilmem nedeki mükemmelliğe selam çakalım bari" demek gibi geliyor bana genel olarak.
Mutluluğa dair bir şey söylemek gerekirse; bence mutluluk durumlara bağlı, insanın içinde bulunduğu durumlara. Mesela böyle bir yazı yazdığına göre mutluluğu tadımladığın aşikar senin; ama şu anda yaşadığın/hissettiğin/düşündüğün her neyse onlar olmasaydı hayatında, mutluluğu bildiğini unutacaktın belki.
İnsanlar bir yaşa geldikten sonra (buradaki yaşı geçirdiğimiz zaman anlamında kullanmıyorum, yaşadıklarımızın bize kattıklarının bizi getirdiği hal daha ziyade) genellikle kendini neyin mutlu ettiğini biliyor. Kimisi müzik dinlerken mutlu olur, kimisi yatağına kıvrıldığında, kimisi arkadaşlarının yanındayken... Böyle uzar gider. Bu, bizi "biz" yapan bir şeydir bence. Ama içinde bulunulan bazı durumlar, bunun farkındalığını azaltabilir. Örneğin bir yakınını kaybetmiş birine sorsanız ya da sevdiğinden henüz ayrılmış birine size mutlu olmadığını, hatta belki de tekrar olamayacağını söyle(yebili)r; ama sonra zaman geçer ve hiç ummadığı bir anda yeniden mutluluğu bulabilir mesela yine müzik dinlerken. Durum önemli diyorum yani. Ben de bağlayamadım. Öyle işte. Çiçeğin mükemmeliyeti filan. :)
bu konuyla ilgili daha öncede yazmak istedim, aslında toparlayamadım, yazının sonunu getiremedim diye bi düşünce oluşmadı hiç çünkü daha yazılacakların bile var olduğunu düşünüyorum aslında. çiçeğin mükemmeliyeti benim mutluluk sebeplerim arasında olmalı :)
YanıtlaSilinsan üzülmeli, zaten ancak bu şekilde tanıyabiliyo insanları, bu yazı karamsarlara gitsin o zaman :)
melıs'e katılıyorum
YanıtlaSil